Mavi şehir olarak anılan Jodhpur, Rajasthan bölgesinin ikinci büyük şehri. Sehrin merkezinde bulunan Sardar Market’e yakın bir yerdeki Bob Hostel’de, geceliği 179 Rupee (1Rp=12 TL) ödeyerek 2 kişilik küçük bir odada kaldık.


Old City olarak anılan bu bölgeye alışveriş için diğer tüm şehirlerden geliyorlar. Aradığınız her şeyi burada bulabilirsiniz. Ben hayalim olan Saree’yi buradan almaya karar verdim ve daha sonrasında onu 3 parça olan Lehenga ile değiştirdim.

Birbirinden farklı dükkanların yanı sıra sokakta el arabasında satılan bilezik, kıyafet, meyve, çerez, terlik, plastik mutfak gereçleri, battaniye gibi ev ürünlerini ve envai çeşit eşyayı burada bir arada bulabilirsiniz.


Jodhpur’da bulunan Mehrangarh (Raju) kalesi, Hindistan’ın en büyük kalelerinden biri. Rao Jodha tarafından 1459 yılında inşa edilen kale, şehrin 400 metre yukarısında ve kalın duvarlar ile çevrili. Şehrin merkezinden yürüyerek oraya çıkılabiliyor, girişte herhangi bir ücret ödenmiyor, eğer müzeye girmek isterseniz 600 Rupee, asansör için de 50 Rupee ödemelisiniz. Kalenin her bir köşesinde harika mimari eserlere rastlıyorsunuz.

Kaleden bakıldığında masmavi duvarlarla süslenmiş şehri görebiliyorsunuz. Eski zamanlarda Brahmanlar kendilerini belli etmek için evlerini maviye boyamaya başlamış, daha sonraları ise bu giderek yaygınlaşmış.


Kalenin içinde hediyelik eşyalara ve müzik çalan insanlara rastlamak mümkün.. Kalenin ucunda ne bir tapınak vardı ve her gelen çan çalıp, ibadetine başlıyordu. Hindu dinini izlemek bile başlı başına bir serüven; çünkü her an değişik karelerle karşılaşabiliyorsunuz..

Sokakta dilenen Rajasthan çingenelerini görmek bir süre sonra sıradanlaşıyor, fakat halihazırda devam eden kast sistemi yüzünden dilenen insanları dükkanlarına çok fazla yaklaştırmıyorlar. Fakat buna rağmen her kadının kucağında minik bir bebek, her adamın yanında yalın ayak çocuklar görüyorsunuz. Yani hallerinden gayet memnun bir şekilde yaşamaya devam ediyorlar.

Yediğimiz yemekler çok değişik, hatta sadece kuzeyde ve Rajasthan bolgesinde bulabileceginiz yemekler bile farklilasiyor. Fakat onun dışında aklınıza gelebilecek bir cok konuda kulturel olarak neredeyse aynıyız.. Aile baglari, buyuklerine olan saygilari, ev ve aile yasama bicimleri..

Arkada çalan hint müzikleri eşliğinde sokağı izlemek, akıp giden hayata şahit olmak gerçekten bambaşka bir haz veriyor insana.. Sanki 2020 yılında değil de bazen 1840’larda, bazen 1950’lerde yolculuk ediyor hissisine kapiliyorsunuz. İnsanların; çevredeki kirliliğe rağmen burada henüz çok fazla kirlenmediğini görmek beni daha da mutlu ediyor. Sanki onca pisliğe inat temiz kalpleriyle, gülen yüzleriyle birşeyleri ispatlamaya çalışıyorlar. Batılılaşmaya elbette başlamışlar ama değişip kişiliklerini kaybetmeleri en az 200 yıl alır.

Sehirde Jaswant Thada, Stepwells, Umaid Bhawan Palace gibi harika yapilar da mevcut. Tarihlerine ellerinden geldikce sahip cikmalari sasirtici derecede onem kazaniyor. Umaid Bhawan Sarayi, gunumuzde dunyanin en pahali konaklanan oteli olarak aniliyor. Ayrica kraliyet ailesi hala orada yasamaya devam ediyor.

Her sehirde yasayan kraliyet ailesi, siyasete karismayip hala eski geleneklerine gore yasamaya devam ediyor ve gercekten o ailelere saygi cok buyuk. Sarayda ailenin birbirinden essiz araba koleksiyonunu, kullandiklari esyalari sergiledikleri bir muze de mevcut.

Yabancilarin yasamayi en cok tercih ettikleri sehir olmasinda sanirim yerel halkin payi da cok buyuk. Hindistan’da Altin Ucgen olarak anilan 3 sehir disinda gorulmesi gereken en guzel yerlerden biri olarak bendeki yerini aldi.
Sokak aralarinda dolariken her an ba,baska bir kare ila karsilasmamak elde degil. Inanislara, kulturlere saygim sonsuz ama bazen gercekten bir agac kovugundaki turuncu suratli bir sekile veya cay icmek icin toplandiklari meydanda yanlarinda bulunan tanrilarina saskinlik icinde bakmadan edemiyorum.
Kaldigimiz yerlerde bir cok yerel insan ve dunyanin her yerinden gezginler ile tanisiyoruz. On yargilardan uzakta, Hindistan’i yasamak gercekten cok guzel duygulari besliyor. Hindistan’daki 4. sehrimden selamlar..
Yorum bırakın