KADIN GEZER Mİ?

18.11.2020, Kuta, Lombok, Endonezya

Türk bir kadın olarak dünyaya geldim. Anadolu’nun yüzyıllardır süregelen kültürünü, toplumun öğretilerini, gelenek, görenek ve adetlerini nesilden nesile aktaran ailem sayesinde, elbette farkında olarak veya olmayarak bir çok kod tarafıma işlendi. Şimdi ise bütün bunlardan uzakta, kendimle başbaşa kalıp yeniden bütün bu durumlara baktıkça sorgulamalarım daha da artar oldu.

Gili Trawangan’da gün doğuşu, Lombok, Endonezya

Kendimi bildim bileli hep bir şeylerle savaşıyormuşum hissi vardır bende; benliğimle, cinsiyetimle, varlığımla, kadınlığımla, boyumla, kilomla, düşüncelerimle, düzene karşı gelişimle.. Kısacası hep bir sebepten dolayı bir şeylerle savaşıyormuşum gibi hissederim. Bir birey, olay, ideoloji veya birşeyizm değildi savaştığım. Benimki; olmayan varlıklar üzerine tahsilini arşa çıkarmış bir duygudurum örneğiydi belki de..

Maymun Tapınağı, Jaipur, Hindistan

Temizlik, hijyen, sağlık gibi konuların önemli oluşundan ziyade, her insanın kendine özgü alışkanlıkları ve öğretileri olduğunu fark ettim zamanla. Kimine göre normal gelen bir durum, kimine göre günlerce uykusuz bırakacak seviyede takıntı haline gelebiliyordu. En başta da sanırım ‘kadın’ olmak üzerine sayısız sorunsallarla boğuşuyordum. Düzen diye atf ettirilen şeyin kelime anlamı benim için bambaşkaydı. Halbuki toplum kurallarına göre ‘düzen’; hiçbir baskı altında kalmaksızın eğitimini tamamlamak, iş bulmak, evlenmek, bir çocuk dünyaya getirmek, ev ve araba almak, ardından 2., hatta bilemedin 3. çocuğu da diğerlerine eklemek, hayatını bu mükemmel sıralamanın akışında, tüm diğerleri gibi devam ettirmek zorundaydın. Mantıklı olmayan yanlarına rağmen, yıllar geçtikçe en yakın arkadaşlarımın bile aynı çizgide hızla ilerlediklerini gördüm. Yıllarca dirsek çürüttüğümüz, birlikte elimizde koli koli Türk bayrakları ile NASA’ya gitme hayalleri kurduğumuz Prof.’um, yüksek lisanstan sonra yurtdışında doktora yapma planları yaptığımız arkadaşlarım, kariyerimizi her şeyden üstün tutacağımıza dair birbirimize söz verdiklerim, dostlarım, sırdaşlarım.. Hepsi birer birer bu düzen çarkının içine girdiler. Ara sıra bunun sadece bir sanrıdan ibaret olduğunu düşünüp, günün birinde bu şaklabanlıkların son bulacağına ve hepsinin aslında benimle dalga geçtiklerini hep bir ağızdan söyleyeceklerine inandım. Sonra baktım ki hepsi halinden çok memnun, çoğalarak hayatlarını düzene sokmaya devam ediyordu.

Alp Dağları, Hallstatt, Avusturya

Kadın olmanın kolay veya zor yanları diye serzenişlerde bulunmayacağım. Sadece yeryüzünde yer aldığım 31 yıllık hayatım boyunca, hep bir şeylerle savaşmak zorunda kalmaktan ne kadar yorulduğumu söylemek istiyorum. Kurduğum hayaller tek kişilik elbette değildi, fakat çift kişilik olan zamanlarımda da yaşadıklarım hayallerim değildi. Bu ikilemler arasında gelip giden zamanın aslında ne kadar da önemli olduğunu fark edip, hayatımda radikal bir karar aldım. Bütün bu toplum normlarının büyük bir bölümüne karşı çıkmaya çalışsam da, öylesine dolaşmıştım ki balıkçı ağlarına, onları koparmadan tek tek arasından sıyrılmaya çalıştım ilk önce. Ardından kendime, tıpkı beni tanıyan herkesin yaptığı gibi ‘Sen yaparsın!’ dedim. Konfora alışmak kolay, vazgeçmek ise zordur derler. Gerçekten de en son, içine kendimi bıraktığımda pamuktan bulutların arasında uyuyormuşum hissi veren yatağımdan vazgeçerken hafiften içim burkularak vedalaştım. Çünkü biliyordum ki bilinmeze doğru yol alacaktım. Bir daha böylesine konforlu bir yatağım olmayabilirdi, ki olmadı da.. Fakat aslında önemli olan da böylesine konforlu bir yatak değilmiş, onu anladım.

Oia, Santorini Adası, Yunanistan

‘Kadın tek başına gezer mi hiç!’ diye öylesine tuhaf tepkiler alıyorum ki; kimi zaman gittiğim ülkenin yerel insanları, kimi zaman beni hiç tanımayan kendi ülkemin insanlarından. Düzene karşı gelmek veya adına her ne derseniz deyin, ben tek başıma bir kadın olarak gezmekten çok mutluluk duyuyorum. Konfor alanından sıyrılıp çıkmakla kalmayan bu yolculuğumda, aslında hayatımdaki en küçük hücrelerime kadar nufüs eden tüm alışkanlıklarımdan da vazgeçtim. Ve bütün bunlar hiç de kolay olmuyor. Nasıl ki bir şeylere sahip olmak için birçok fedakarlığı göze alıyoruz, benim yaptığım da bütün her şeyi göze almak oldu. Geride bıraktığım 11 ay 11 günü baz alacak olursak da bence bütün bunlara değdi.

Kadın eğer canı istiyorsa, şartları ve sağlığı el veriyorsa gezer. Hem de öyle bir gezer ki sen bile şaşırır kalırsın..

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın